Pzt–Cmt · 09:30–18:00Bu hafta kapalıyız (14–19 Temmuz) · 20 Temmuz Pazartesi yeniden açığızİslambey 55B · Eyüp Sultan
Geleneksel Eyüp Oyuncakçısı
Günlük / Tarih12 Temmuz 2026 · 5 dk

Evliya Çelebi'nin Kaleminden Eyüp Oyuncakçıları

Eyüp oyuncakçılığı geleneğinin bilinen ilk yazılı kaydı, ünlü seyyah Evliya Çelebi'nin 17. yüzyılda kaleme aldığı Seyahatnâme'sindedir — 100 dükkân, 105 usta ve esnaf alayında geçen bir oyuncakçı sahnesiyle.

Evliya Çelebi'nin Kaleminden Eyüp Oyuncakçıları

Eyüp oyuncakçılığı geleneğine dair izini sürebildiğimiz en eski yazılı kayıt, ünlü seyyah Evliya Çelebi’nin 17. yüzyılda kaleme aldığı Seyahatnâme’sindedir. Şehrin esnafını tek tek sayarken Evliya Çelebi, Eyüp’teki oyuncakçıları da atlamaz: 100 dükkân, 105 usta. Kendi başına bir esnaf kolu oluşturacak büyüklükte bir zanaat. Atölyemizde ve müzemizde bugün anlattığımız hikâyenin ilk sağlam çapası da budur.

Esnaf alayında oyuncakçılar

Evliya Çelebi’nin gördüğü esnaf alayında oyuncakçılar da sıradaydı; ellerinde kamış borular, fırıldaklar, def, dümbelek ve kemençeyle geçit yaparlardı. Alayın en canlı anını ise kendi kaleminden aktarır:

“Bunların alayında … avrat takkeli koca çelebi ‘a dadı! Ben bu oyuncağı isterim ya da istemem’ diye kimisi ağlayarak ellerinde teberleri (baltaları) dümbelekleri çalarak geçerler. Tuhaf esnaf mukallitleridir.”

Bir çağın oyuncak kataloğu

Evliya Çelebi’nin gördüğü tezgâhlarda üstüne ayna parçaları yapıştırılmış küçük testiler, sürahiler ve bardaklar dururdu; teneke zilli, bir karış çapında tefler ve davullar, eski bir mecidiye büyüklüğünde (yaklaşık 2 santim) tekerlekli minik arabalar, pek küçük yapılmış beşikler ve salıncaklar, kırbaç ya da kaytanla döndürülen topaçlar, kursak düdükler, havanlar, hacıyatmazlar, şakşaklar, minik tereyağı yayıkları, kırmızı tüylü koyun ve kuzular sıra sıra dizilirdi. Boyalı aynalar, iki-üç şerefeli camisiz minareler, tahta kılıçlar, kamış tüfekler, düdüklü fırıldaklar, çekirgeler, içine su konulup öttürülen düdüklü toprak testiler, aynalı beşikler, ipli oklar, şişirme gaydalar, dönme dolaplar ve bumbardan (hayvan bağırsağından) yapılmış boyalı balonlar da aynı tezgâhlarda yerini alırdı. Bunlara kırmızı-yeşil boyalı sandallar ve padişah kayıkları eklenince ortaya, 17. yüzyılın oyuncakçısının bugün atölyemizde ürettiğimiz oyuncakların neredeyse tamamının atasını çoktan ürettiğini kanıtlayan bir katalog çıkıyor.

Bu kadar zengin, boyalı ve süslü bir katalog karşısında akla bir soru gelebilir: oyuncaklara dinî nedenlerle figür işlenmediği mi düşünülmeli? Yalçınkaya’nın tebliği bu yaygın kanıyı doğrudan reddediyor: dinî sebeplerle oyuncaklara figür işlenmediği iddiası doğru değil. Zaten yukarıdaki liste de bunu işaret ediyor — kırmızı tüylü koyun-kuzular, aynalı sandallar, hacıyatmazlar, hepsi figürlü ve rengârenk.

İkinci bir tanık: Ali Rıza Bey

Evliya Çelebi’nin listesi tek başına kalmıyor. Yalçınkaya’nın aktardığına göre döneminin bir başka gözlemcisi, Balıkhane Nazırı Ali Rıza Bey, kendi kitabında dönemin çocuk oyuncaklarını ayrıca sıralamış: kırmızı tüylü koyun ve kuzular, içi oyularak yeşil-kırmızı boyanmış sandallar, padişah kayıkları, boyalı aynalar, fırıldaklar, iki-üç şerefeli camisiz minareler, tahta kılıçlar, kamış tüfekler, davullar, defler, düdüklü fırıldaklar, çekirgeler, hacıyatmazlar, toprak testiler ve bardaklar. Liste Evliya Çelebi’ninkiyle neredeyse örtüşüyor. İki ayrı tanığın aynı yüzyılda aynı oyuncakları görmüş olması, bu kataloğun bir seyyahın abartısı olmadığına, dönemin gerçek bir üretim yelpazesini yansıttığına işaret ediyor.

Oyuncak, bir gösteri

Bu satırlar bize iki şey söylüyor. Birincisi, Eyüp oyuncakçılığı daha 17. yüzyılda kurumsal bir zanaattı: kendi dükkânı, kendi ustası vardı, esnaf kimliğiyle şehrin loncalar düzenine kayıtlıydı. İkincisi (belki daha kıymetlisi), oyuncak o günden beri bir gösteri meselesiydi. Alayda geçen düzme dadılar, çocuk kılığına giren yetişkinler, ağlayarak oyuncak isteyen “koca çelebi”ler… Evliya Çelebi’nin “tuhaf esnaf mukallitleri” dediği bu topluluk, oyuncağı sokakta canlandırıyor, izleyeni gülümsetiyor, çocuğu da bir oyuncağın peşine düşürüyordu, tıpkı bugün elinde bir ipli topaç döndüren bir çocuğun yapacağı gibi.

Sayılar ve dağıtım ağı: Koçu’nun teyidi

Evliya Çelebi’nin verdiği 100 dükkân ve 105 usta rakamı, üç asır sonra bir kez daha karşımıza çıkıyor. Reşad Ekrem Koçu, İstanbul Ansiklopedisi’ndeki “Eyyubsultan Oyuncakları” maddesinde bu rakamları teyit eder; üstelik oyuncakların Eyüp’teki dükkânlarla sınırlı kalmadığını da ekler. Üretilen oyuncaklar buradan şehrin her semtindeki aktar dükkânlarına ve seyyar satıcılara dağılır, Anadolu’nun birçok yöresine kadar ulaşırdı. Evliya Çelebi’nin gördüğü 100 dükkân, böylece İstanbul’un dört bir yanına uzanan çok daha büyük bir ağın yalnızca başlangıç noktası hâline geliyor.

Bugüne kalan

Evliya Çelebi’nin saydığı 100 dükkân bugün yok; ama kaydettiği gelenek müzemizde hâlâ yaşıyor. Tipler aynı, malzeme ve emek aynı, hikâye anlatma alışkanlığı aynı: 17. yüzyıldan bugüne uzanan bir çizgi. Bir sonraki ziyaretinizde çocuklara bu satırları okuyup Evliya Çelebi’nin dört asır önce gördüğü sahneyi birlikte hayal edebilirsiniz. Geleneğin daha geniş kilometre taşları için Eyüp Oyuncakçılığının Tarihi yazımıza bakabilirsiniz.

Kaynaklar

  • Evliya Çelebi, Seyahatnâme, C. 2 (akt. Zuhuri Danışman Yayınevi, 1969, s. 302-303).
  • Yalçınkaya, Tosun (2006). “Eyüp Oyuncakçılığı ve Oyuncak Atölyesi,” Tarihi, Kültürü ve Sanatıyla X. Eyüpsultan Sempozyumu Tebliğleri, Eyüp Belediyesi, s. 290-295.
  • Koçu, Reşad Ekrem (yay.), “Eyyubsultan Oyuncakları,” İstanbul Ansiklopedisi, C. 10 (ERI-FIR), 1972, s. 5461-5462.
Geleneksel Eyüp Oyuncakçısı

Devamını oku

Tüm yazılar →