Pzt–Cmt · 09:30–18:00Bu hafta kapalıyız (14–19 Temmuz) · 20 Temmuz Pazartesi yeniden açığızİslambey 55B · Eyüp Sultan
Geleneksel Eyüp Oyuncakçısı
Günlük / Tarih12 Temmuz 2026 · 5 dk

Oyuncakçı Çıkmazı: Bir Sokağın Hikâyesi

İskele Caddesi üzerinde karşılıklı iki sıra dükkândan oluşan Oyuncakçı Çıkmazı, bir yangın, bir meydan düzenlemesi ve değişen bir çocukluğun hikâyesini anlatır.

Oyuncakçı Çıkmazı: Bir Sokağın Hikâyesi

Eyüp Sultan Türbesi’ne giden İskele Caddesi üzerinde, karşılıklı iki sıra dükkândan oluşan dar bir sokak vardı: Oyuncakçı Çıkmazı. Oyuncakçı ustaları burada üretir, burada satardı; 19. yüzyılın başında bu sokakta 25-30 dükkân faaliyet gösteriyordu. Evliya Çelebi’nin 17. yüzyılda saydığı 100 dükkânla karşılaştırıldığında, bu rakam bile geniş bir gerilemeye işaret ediyor: 1921 yangını, zaten küçülmüş olan bir zanaati bitirme noktasına getirecekti.

Dükkânların içinde

Sokak boyunca ahşap işlenir, deri gerilir, Haliç’in kırmızı çamurundan testiler biçimlendirilip pişirilirdi. Kırmızı, mavi, yeşil ve beyaz ağırlıklı toprak boyalarla, sarı yaldızla süslenen oyuncaklar buradan aktar dükkânlarına ve seyyar satıcılara dağılır, şehrin dört bir yanına ulaşırdı. Bir çıkmaz sokak boyunca birbirine bakan iki sıra dükkân: Oyuncakçı Çıkmazı’nın adı da tam olarak bu görüntüden geliyordu.

Yalçınkaya’nın 2006 tarihli tebliği bu üretim sürecini biraz daha yakından anlatır. Ahşap, ustaların bildiği oyma ve kesme aletleriyle işlenirdi; ıslatılan deri, kilden ya da ahşaptan yapılmış def ve dümbelek gibi oyuncakların üzerine gerilip bağlanırdı. Kilden testiler, bilinen kırmızı toprağın bir forma sokulup fırınlanmasıyla elde edilirdi; metal oyuncaklarsa dönemin teneke kutularının ustalar elinde yeniden şekillendirilmesiyle oluşurdu. Parçaları birbirine bağlamak için ip, tel ve çivi gibi malzemeler kullanılırdı — çivinin yerini modern yapıştırıcılar çok daha sonra alacaktı (Yalçınkaya, 2006, s. 294).

Yangın ve küçülme

1921’de Eyüp Çarşısı’nı vuran bir yangın, sokağın kaderini değiştirdi. Yangının ardından Oyuncakçı Çıkmazı’nda yalnızca 2 dükkân ayakta kaldı; onlarca dükkânlık bir çarşı, bir gecede iki tezgâha düştü. Geriye kalan ustalardan Kadir Şengöz, 1939’da geleneğin geldiği noktayı acı bir dille özetledi:

“Eyüp oyuncakçılığı öldü artık… Avrupa’nın oyuncak fabrikaları ve teneke oyuncakları ile rekabet edemez olduk.”

Son dükkân, son usta

1955’te Kadir Şengöz’ün oğlu Halit Şengöz, 77 yıllık dükkânı devraldı; ama o da dönemin plastik oyuncak akınına karşı koyamadı: “plastiğe teslim oldum” diyecekti. Baba-oğul silsilesi, kalıptan kalıba, elden ele aktarılan bir ustalığın son halkasıydı; ama artık teneke ve plastik fabrikalarıyla tek tek elde üretilen bir zanaatın yarışması mümkün değildi. 1958’de Eyüp Meydanı’nda yapılan bir düzenleme, sokaktaki son iki tarihî dükkânı da ortadan kaldırdı. Oyuncakçı Çıkmazı, adıyla kaldı; dükkânlarıyla değil.

Dönemin bir gözlemcisi, ustaların “sürekli aynı oyuncakları yapıp yenilik getiremedikleri için” kapandığını yazdı: değişen çocuğa, değişen bir şehre ayak uyduramamanın hikâyesi. Bugün atölyemizde her fırsatta hatırladığımız ders de tam olarak bu: gelenek ancak yenilenerek yaşar.

Kapanan dükkân, aktarılan bilgi

Sokaktaki dükkânlar 1958’de tamamen ortadan kalktı; taş ve tezgâh gitti, meydan başka bir şekle büründü, ama ustalığın kendisi Halit Şengöz’le birlikte yok olmadı. Kadir Şengöz 1918’den itibaren elindeki orijinal kalıplardan yola çıkarak üretimi kendi döneminin şartlarına göre seri hâle getirmiş, oğlu Halit de bu zanaati babasının yanında, aynı çatı altında çıraklık ederek öğrenmişti. Yıllar sonra, 2005’te Eyüp oyuncakçılığını yeniden canlandırma projesi kendisine ulaştığında, Halit Bey projeye sıcak bakmış; bu konudaki bilgisini ve tecrübesini aktarabileceğini söylemiştir (Yalçınkaya, 2006, s. 294). Oyuncakçı Çıkmazı’nın son dükkânı kapandıktan neredeyse elli yıl sonra, sokağın taşıdığı bilgi böylece başka bir çatı altında, atölyede hayatına devam etti. Bu aktarımın tam hikâyesini Son Usta: Şengöz Ailesinin Yüzyılı yazımızda, baştan sona, anlatıyoruz.

Sokağın hafızası

Oyuncakçı Çıkmazı bugün fiziksel olarak yok, meydan düzenlemeleriyle birlikte sokağın izi de silindi; ama hikâyesi kaybolmadı. Bugün o sokaktan geçen biri, orada bir zamanlar onlarca dükkânlık bir zanaatin nabız tuttuğunu fark bile etmez; ne bir tabela, ne bir kalıntı bu geçmişe işaret eder. Yüz yıl önce ahşabın, kilin ve derinin elden geçtiği tezgâhlar artık yok; ama aynı malzemeler, aynı sabırla, bugün atölyemizin tezgâhlarında yeniden işleniyor. 2005’teki yeniden canlandırma projesi de bu toprak boya ve sarı yaldız geleneğinin izinde ilerledi: Yalçınkaya’nın tebliğine göre (s. 294), proje kendi ürettiği oyuncaklar için su bazlı boyalarla gri ve sarı yaldızı, stilize ve yumuşak dalgalı desenleri tercih etti. Bugün atölyemizde kullandığımız EN71 belgeli su bazlı boyalar da bu tercihin devamı. Müzemizde sokağın son ustalarından kalma bilgi ve oyuncak tipleri yaşamaya devam ediyor; Eyüp Oyuncakçılığının Tarihi yazımızda bu silsilenin tamamını okuyabilirsiniz.

Kaynaklar

  • Geleş, Fadime. “İstanbul Çocuk Oyuncakçıları,” Antik Çağ’dan XXI. Yüzyıla Büyük İstanbul Tarihi, C. 4, İSAM + İBB Kültür A.Ş., 2015. https://istanbultarihi.ist/138-istanbul-cocuk-oyuncakcilari
  • Yalçın, Hülya. “Eyüp Oyuncakları Müzesi,” Tarihi, Kültürü ve Sanatıyla Eyüpsultan Sempozyumu VIII: Tebliğler, İstanbul, 2004, s. 69-70.
  • Ural, Yalvaç. “Eyüp Oyuncakları,” Milliyet Pazar, 24 Ağustos 2003.
  • Yalçınkaya, Tosun (2006). “Eyüp Oyuncakçılığı ve Oyuncak Atölyesi,” Tarihi, Kültürü ve Sanatıyla X. Eyüpsultan Sempozyumu Tebliğleri, Eyüp Belediyesi, s. 290-295.
Geleneksel Eyüp Oyuncakçısı

Devamını oku

Tüm yazılar →