Pzt–Cmt · 09:30–18:00Bu hafta kapalıyız (14–19 Temmuz) · 20 Temmuz Pazartesi yeniden açığızİslambey 55B · Eyüp Sultan
Geleneksel Eyüp Oyuncakçısı
Günlük / Tarih12 Temmuz 2026 · 5 dk

Yirmi Sekiz Parçanın Hikâyesi

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Müzesi'ndeki 28 parçalık tarihî koleksiyon, 1939'daki ilk sergisinden bugüne Eyüp oyuncakçılığının en somut tanığı — ama bizim müzemizde değil, İBB'de.

Yirmi Sekiz Parçanın Hikâyesi

Fadime Geleş’in araştırmasına göre dünyanın birçok ülkesinde, kentinde ve kasabasında görülebilen çocuk ve oyuncak müzeleri, bulundukları bölgelerin kültür tarihine ışık tutacak araştırmaları da destekliyor. İstanbul’un eski oyuncakçılığı için bu işlevi gören tek bir koleksiyon var (Geleş, 2015).

Eyüp oyuncakçılığının tarihî izini süren en somut kanıt bir vitrinin içinde duruyor, ama bu vitrin bizim değil. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Müzesi, “Çocuk Dünyasından Geçmişte Eyüp Oyuncakları” başlığıyla belgelenmiş 28 parçalık bir koleksiyona ev sahipliği yapıyor. Bu oyuncaklar ilk kez 1939’da Beyazıt’taki İnkılap Müzesi’nde sergilenmiş; sonrasında, İstanbul Belediyesi’ne bağış yoluyla geçtiği sanılan bu koleksiyon, bugünkü İBB Şehir Müzesi’nin parçası olmuş.

Yirmi sekiz parça ne barındırıyor

Füsun Kılıç’ın 1993 tarihli dökümüne göre koleksiyon şu tipleri kapsıyor: değişik biçimlerde dört araba, bir cambaz, bir beşik ve bir beşik-salıncak, iki çınçın, bir dönme dolap, bir iskemle, bir tel dolap, iki toprak testi, iki topaç, bir kaynana zırıltısı, bir şeytan minaresi, bir el arabası, dört davul, bir trampet, üç tef ve bir top: toplam 28 parça (Kılıç, 1993, s. 134). Bu döküm tek kaynaktan gelmiyor: Tosun Yalçınkaya da aynı 28 parçalık listeyi, aynı Kılıç künyesiyle, kendi 2006 tebliğinde ayrıca aktarır (Yalçınkaya, 2006, s. 293-294). Kültürel Araştırmalar Vakfı da “Oyuncak Araştırmaları” sayfasında aynı koleksiyonu ayrıca belgelemiş; sayfa aynı zamanda oyuncakçıların neden özellikle Eyüp’te yoğunlaştığına dair halk anlatısını da aktarıyor.

Vitrinin öbür ucu

Bugün İBB’nin cam vitrininde sessizce duran bu 28 parça, bir zamanlar başka bir vitrinden de geçmişti, alıcı bekleyen bir dükkânın vitrininden. Fadime Geleş’in aktardığına göre Oyuncakçı Çıkmazı’ndaki dükkânların arkası üretim yeri, ön kısımları ise camekânlı vitrinler olarak hizmet veriyor, satışlar hem toptan hem perakende yapılıyordu (Geleş, 2015). Müzedeki vitrin, bu iki kademeli düzenin son durağı sayılabilir: üretilen oyuncak önce kendi dükkânının camekânında müşteriye, aradan geçen onlarca yıl sonra da bir müze vitrininde ziyaretçiye sergileniyordu.

Bir referans listesi

Yalçınkaya’nın kendi tebliğinde bu 28 parçalık liste, tam da kendi 16 parçalık proje listesinin hemen öncesinde yer alır; iki liste yan yana durur, okura tarihî döküm ile 2005 üretimini karşılaştırma imkânı sunar.

2005’te Eyüp oyuncakçılığını yeniden canlandırma projesi başladığında, ilk üretilen on altı oyuncak tipiyle bu 28 parçalık envanter büyük ölçüde örtüşüyordu: dönme dolap, cambaz, beşik, şeytan minaresi, tel dolap, kaynana zırıltısı, toprak testi ve el arabası, envanterde de aynı isimlerle geçiyor; envanterin sade “davul”u ise proje listesinde “saplı davul” olarak üretildi. Bu örtüşme, iki listenin aynı belgelenmiş oyuncak geleneğinin izini sürdüğüne işaret ediyor. Ama Tosun Yalçınkaya’nın tebliğine göre projenin kendi araştırma temeli bu envanter değil, Tarih Vakfı’nın geçmişte Eyüp üzerine yaptığı, Oyun ve Oyuncak Tarihi konusundaki çalışmalarıydı (Yalçınkaya, 2006, s. 291). Fadime Geleş’in vurguladığı gibi, İBB’nin 28 parçası da zaten “araştırmacılara yol gösterici” objeler olarak değerli: geleneği çalışan araştırmacılara yön veren bir başvuru kaynağı, üretim kararlarının doğrudan dayanağı olduğunu gösteren bir belge değil (Geleş, 2015).

Akademinin de sorduğu soru

Tarihî döküm ile bugünkü üretimi karşılaştırma isteği yalnız bize özgü değil. Ece Ebru Bayar’ın 2021 tarihli yüksek lisans tezi, tam olarak “tarihsel süreçte kayda geçen oyuncaklar ile burada üretilen oyuncakların farklı ve benzer yönleri”ni ele alıyor (Bayar, 2021: tez özeti). Yani İBB’nin 28 parçası ile atölyede bugün üretilen oyuncaklar arasındaki ilişki, bu yazının kurduğu karşılaştırmayla aynı eksende, hakemli bir tezin de konusu olmuş.

İki mekân, tek gelenek

Bu 28 parça hâlâ İBB Şehir Müzesi’nin koleksiyonunda duruyor, bizim müzemizde değil; ama taşıdıkları tipler müzemizde ve atölyemizde yaşamaya devam ediyor. Kendi müzemizin ilk durağında da otuz çeşit Geleneksel Eyüp Oyuncağı bir arada sergileniyor; sayı İBB’ninkine yakın olsa da, iki koleksiyon birbirinden tamamen ayrı. Bugün elimizden çıkan bir cambaz, 1939’da Beyazıt’ta vitrine konan atasıyla aynı kalıbın torunu sayılabilir. Tarihî koleksiyon donmuş bir anı korurken, bizim ürettiğimiz oyuncaklar aynı geleneği elden ele değişen, yaşayan bir zanaat olarak sürdürüyor.

Kaynaklar

  • Kılıç, Füsun. Toplumsal Tarihte Çocuk, 1993/94, s. 134.
  • Yalçınkaya, Tosun (2006). “Eyüp Oyuncakçılığı ve Oyuncak Atölyesi,” Tarihi, Kültürü ve Sanatıyla X. Eyüpsultan Sempozyumu Tebliğleri, Eyüp Belediyesi, s. 290-295.
  • Geleş, Fadime. “İstanbul Çocuk Oyuncakçıları,” Antik Çağ’dan XXI. Yüzyıla Büyük İstanbul Tarihi, C. 4, İSAM + İBB Kültür A.Ş., 2015. https://istanbultarihi.ist/138-istanbul-cocuk-oyuncakcilari
  • Kültürel Araştırmalar Vakfı (KAV), “Oyuncak Araştırmaları / Eyüp Oyuncakları.” https://kultur.org.tr/oyuncak-arastirmalari-eyup-oyuncaklari-marmara-istanbul/
  • Bayar, Ece Ebru (2021). “Eyüp oyuncakçılığı geleneği ve geleneksel Eyüp oyuncakçısı.” Yüksek Lisans Tezi, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi, Türk Halk Bilimi Anabilim Dalı, 150 s.
Geleneksel Eyüp Oyuncakçısı

Devamını oku

Tüm yazılar →