Pzt–Cmt · 09:30–18:00Bu hafta kapalıyız (14–19 Temmuz) · 20 Temmuz Pazartesi yeniden açığızİslambey 55B · Eyüp Sultan
Geleneksel Eyüp Oyuncakçısı
Günlük / Oyuncaklar12 Temmuz 2026 · 5 dk

Eyüp Oyuncağı Çocuğa Ne Kazandırır?

Eyüp'ün eski oyuncakları sadece eğlendirmiyordu; akademik literatüre göre çek-arabalar, müzik oyuncakları ve minyatür ev eşyaları çocuğun kas gelişiminden taklit yeteneğine kadar birçok beceriyi destekleyecek şekilde tasarlanmıştı.

Eyüp Oyuncağı Çocuğa Ne Kazandırır?

Eyüp oyuncakçılığının tarihî kayıtlarına bakıldığında, bu oyuncakların yalnızca eğlence değil, çocuğun gelişimine yönelik bir tasarım mantığı taşıdığı görülüyor. Ahşap, deri ve kilden elle üretilen bu parçaların çoğu, o dönemde sistemli bir eğitim kuramına dayanmasa bile, kullanım biçimiyle çocuğu belirli becerilere yönlendirecek şekilde şekillenmiş. Fadime Geleş’in araştırması bu oyuncakları işlevine göre dört ayrı gruba ayırırken, Tosun Yalçınkaya’nın 2006 tarihli tebliği aynı gözlemi çocuk gelişimi kavramlarıyla bir çerçeveye oturtuyor. Bugün atölyemizde ürettiğimiz parçaların çoğu da yüzyıllar önce ortaya çıkmış aynı ilkeleri sürdürüyor.

Yürüyen, çeken, iten

Fadime Geleş’in araştırmasına göre bu oyuncaklar tek bir yığın değil, işlevlerine göre ayrılan bir sınıflandırmanın parçası; ilk grubu “itilip çekilebilen oyuncaklar” oluşturuyor. İpiyle önden çekilen tahta tekerlekli arabaların yanında, aynı işlevi gören ama önden iki itme koluyla kullanılan tek tekerlekli el arabaları da bu sınıfa giriyor. İpiyle peşinden çekilen bir oyuncak, çocuğu adım atmaya, dengede kalmaya, kolunu ve bacağını eşgüdümlü kullanmaya teşvik ediyor; iki koldan itilen el arabası ise aynı dengeyi, bu kez çocuğun kendi kol gücüyle kurmasını istiyor. Küçük tekerlekler ve hafif ahşap gövde, bu hareketi bir yetişkinin yardımı olmadan tekrarlanabilir kılıyor. Bugün de kuşlu arabamızda aynı mantık yaşıyor.

Bir tekerleğin ötekini döndürmesi

Geleş’in ikinci grubu, çivi, tel ve teneke gibi malzeme bağlantılarıyla mekanik özellik kazandırılmış hareketli oyuncaklar. Burada hareketi başlatan çocuğun eli değil, oyuncağın kendi iç düzeneği: “…bir tekerleğin ya da parçanın diğer bir parçayı harekete geçirmesi, döndürmesi ile ses çıkararak da çocuğun ilgisini canlı tutar.” Çocuğun dikkatini tutan, oyuncağın süsü değil, bir parçanın ötekini harekete geçirdiği bu an; çocuk bir hareketin görünmeyen bir mekanizmayı tetiklediğini, sonucun sesle geri döndüğünü fark ediyor. Geleş’in bu grup içinde saydığı örneklerden biri de kaynana zırıltısı: dönen bir tekerleğin tahta bir dile çarpmasıyla ses üreten, aynı mekanik mantığın somut bir örneği. İlk gruptaki oyuncaklarda hareketi üreten çocuğun kendi kas gücüyken, bu ikinci grupta hareketi üreten oyuncağın kendi iç düzeneği; çocuğun payına düşen, o hareketi başlatmak ve sonucunu izlemek.

Dinleyen, ritim tutan kulak

Geleş’in üçüncü grubu, tef, davul gibi müzik oyuncaklarıdır. Aynı araştırmaya göre bu oyuncaklar çocuğa dinleme, ritim duygusu ve denge kazandırıyordu. Elindeki bir tef ya da davul, çocuk için yalnızca gürültü değil; sesin tekrarını fark etmeyi, vurma kuvvetini ayarlamayı ve durmayı öğrenen bir alıştırma alanıydı: bir bakıma bedenin sesle eşgüdümünü çalışan ilk enstrüman. Bugün de davulumuzda ya da zilli tefimizde aynı alıştırma sürüyor.

Küçük ev, büyük dünya

Geleş’in dördüncü grubu ise minyatür ev eşyaları. Araştırmacı bu grubun mantığını şöyle özetler: “Çocuk, doğumundan yetişkinliğe nesneleri, sesleri, hareketleri, büyüklerin dünyasına ait fakat kendi fiziksel özelliklerine uygun büyüklükte objelerle algılayıp kurgulayarak anlamaya, tanımaya çalışır.” Beşik, havan, yayık, tel dolap, sandalye gibi küçültülmüş gündelik nesneler tam bu ihtiyaca hizmet ediyordu. Beşiği sallayan ya da yayığı çeviren bir çocuk, aslında etrafında gördüğü ev işlerini, büyüklerin günlük hareketlerini küçük elleriyle tekrar ediyor, o dünyaya bir prova alanından bakıyordu.

Elde, gözde, kaslarda

Tosun Yalçınkaya, 2006 tarihli tebliğinde bu gözlemi daha sistemli bir çerçeveye oturtur: Eyüp oyuncakları mekanik ve statik tasarımlarıyla çocuğun büyüklere dair taklit yeteneğini geliştiriyor; itilen-çekilen oyuncaklar ince ve kalın kas gelişimine katkı sağlıyor; el-göz kontrolü ve koordinasyonunu destekliyor; aynı mekanik kurgunun ürettiği düzenli ses ise bir ritim duygusu kazandırıyor. Yalçınkaya’ya göre bu özellikler tesadüfi değil, oyuncakların mekanik kurgusundan doğrudan doğuyor. Yazar bu değerlendirmeyi tek bir cümlede toplar: bu oyuncaklar “kim ne derse desin o zamanın eğitici oyuncakları” olmuştur (Yalçınkaya, s. 294-295).

Bugüne taşınan mantık

Aynı mantık Çocuk ve Psikoloji Atölyemizde hâlâ geçerli: elle iş yapmanın, tekrarın ve taklidin çocuk gelişimindeki yeri, yüzyıl öncesinin tahta oyuncaklarıyla bugünün atölye masasını aynı köke bağlıyor. Kuşlu arabayı çeken, kaynana zırıltısını döndüren ya da yayığı çeviren bir çocuk, farkında olmadan yüzyıl önce de işleyen aynı basit ilkeleri tekrarlıyor. Bir çocuğun elinde şekillenen her yeni oyuncak, aslında bu eski tasarım mantığının bugüne uzanan bir devamı.

Kaynaklar

  • Geleş, Fadime. “İstanbul Çocuk Oyuncakçıları,” Antik Çağ’dan XXI. Yüzyıla Büyük İstanbul Tarihi, C. 4, İSAM + İBB Kültür A.Ş., 2015. https://istanbultarihi.ist/138-istanbul-cocuk-oyuncakcilari
  • Yalçınkaya, Tosun (2006). “Eyüp Oyuncakçılığı ve Oyuncak Atölyesi,” Tarihi, Kültürü ve Sanatıyla X. Eyüpsultan Sempozyumu Tebliğleri, Eyüp Belediyesi, s. 290-295.
Geleneksel Eyüp Oyuncakçısı

Devamını oku

Tüm yazılar →