Pzt–Cmt · 09:30–18:00Bu hafta kapalıyız (14–19 Temmuz) · 20 Temmuz Pazartesi yeniden açığızİslambey 55B · Eyüp Sultan
Geleneksel Eyüp Oyuncakçısı
Günlük / Zanaat12 Temmuz 2026 · 5 dk

Karagöz ve Ebru: UNESCO'daki Komşularımız

Atölyelerimizdeki Karagöz ve ebru, UNESCO'nun Temsilî Listesi'nde kayıtlı iki komşu zanaat; Eyüp oyuncakçılığı da kendi ulusal kaydıyla üçüncü komşu.

Karagöz ve Ebru: UNESCO'daki Komşularımız

Atölyelerimizde çocuklara öğrettiğimiz iki zanaatin, UNESCO nezdinde de bir künyesi var. Temsilî Liste, UNESCO’nun 2003 Sözleşmesi çerçevesinde işletilen bir mekanizma; kültürel çeşitliliği somut olmayan miras üzerinden görünür kılmayı amaçlıyor. Karagöz gölge oyunu, 2009’da UNESCO’nun İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsilî Listesi’ne alındı (Karar 4.COM 13.73). Ebru sanatı ise 2014’te aynı listeye girdi. İkisi de programımızda komşu zanaatler olarak yer alıyor. Üçüncü bir komşumuz ise en yakınımızda: Eyüp oyuncakçılığının kendisi.

Karagöz: deriden bir tiyatro

UNESCO’nun tescil metnine göre Karagöz gölge oyunu, geleneksel olarak deve ya da öküz derisinden kesilip boyanan tasvirlerle oynanır; bu tasvirler bir perdenin arkasından ışıkla canlandırılır. Gösteriyi bir Hayalî usta ve çıraklarından oluşan küçük bir topluluk yürütür; oyun geleneksel olarak Ramazan geceleri ve sünnet düğünlerinde sahnelenirdi, çocukların sünnet için Eyüp’e getirilme geleneğiyle aynı şenlikli takvimi paylaşan bir sahne. Hacıvat & Karagöz atölyemizde çocuklarla birlikte ahşap tasvirler zımparalayıp boyuyoruz; deriden kesilen orijinal tasvirler ise müzemizde sergileniyor.

UNESCO’nun tescil metni oyunun kurgusuna da değiniyor: oyun, sahneyi ve konuyu tanıtan bir giriş figürünün keskin bir düdük sesiyle perdeden kaybolmasıyla asıl bölüme geçiyor. Karagöz ve Hacivat’ın yanında, bir kabare şarkıcısı olarak tarif edilen Kantocu ve bir illüzyonist-akrobat olan Hokkabaz gibi yardımcı karakterler de sahne alıyor; hikâyeler kelime oyunları ve yöresel şive taklitleriyle örülü. Hayalî ustanın çırakları zanaati iki yoldan öğreniyor: tasvirlerin yapımına yardım ediyor, oyun sırasında da müzikle eşlik ediyor. Kayıt, oyunun geleneksel olarak kahvehanelerde, bahçelerde ve meydanlarda, özellikle Ramazan ayında sahnelendiğini; günümüzde ise büyük şehirlerde gösteri salonlarında, okullarda ve alışveriş merkezlerinde oynandığını belirtiyor. UNESCO’ya göre bu gelenek, eğlence yoluyla insanları birbirine yaklaştırırken bir kültürel kimlik duygusunu da güçlendiriyor. Bu geniş karakter dağarcığına kendi programımızda da bir yanıt var: atölye her hafta farklı bir karakter üzerinden yürütülüyor, Karagöz, Hacivat, Zenne, Beberuhi, Keloğlan ya da Nasreddin Hoca. Oyunun oynandığı o perdenin gösterilerde kullanılmış bir orijinali de müzemizde sergileniyor.

Ebru: suyun üzerinde boya

Ebru sanatı, kıvamlandırılmış suyun yüzeyine doğal pigmentlerle desen verip bu deseni kâğıda ya da başka bir yüzeye aktarma tekniği; UNESCO’nun 2014 kaydı (Karar 9.COM 10.44) bu tekniği “Türk ebru sanatı” adıyla tanımlar.

UNESCO’nun tescil metni, ebrunun ürettiği motifleri de sayar: çiçekler, yapraklar, süslemeler, kafesli desenler, camiler ve aylar. Bu desenler geleneksel olarak cilt sanatında, kitap kapaklarının süslenmesinde kullanılıyor. Boya süreci de kayıtta anlatılıyor: usta doğal pigmentlerden doğal yöntemlerle renk elde eder, bu renkleri birkaç damla sığır ödüyle (doğal bir asit) karıştırır, ardından kıvamlandırılmış bir sıvının üzerine serpip fırçalar.

Aktarım biçimi de kayda geçmiş: bilgi ve beceri, ustadan çırağa sözlü ve uygulamalı biçimde geçiyor; temel becerileri kazanmak en az iki yıl sürüyor. UNESCO, sanatın yaş, cinsiyet ya da etnik köken ayrımı gözetmeden uygulandığını, kadınların güçlenmesinde ve toplum ilişkilerinin gelişmesinde de rol oynadığını not ediyor. Atölyemizde de aynı aktarım mantığı işliyor; usta-çırak ilişkisinin yerini burada eğitmenle çocuk arasındaki doğrudan uygulama alıyor.

Ebru atölyemizde bu teknik saplı ya da normal bir davulun deri kısmına uygulanıyor; davulun deri yüzeyi ebrulanırken, yanları hikâye eşliğinde akrilik boyayla boyanıyor ve biten oyuncak paketlenip çocuğa teslim ediliyor: iki zanaati aynı oyuncakta buluşturan bir çalışma.

Üçüncü komşu: Eyüp oyuncakçılığı

Karagöz ve ebru UNESCO’nun uluslararası listesindeyken, Eyüp oyuncakçılığının da kendi ulusal kaydı var: Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Somut Olmayan Kültürel Miras Türkiye Ulusal Envanteri’nde, “Eyüp Oyuncakları Yapımcılığı” adıyla, 1.008.01/34 koduyla kayıtlı. Bu kayıt, envanterin “Geleneksel Çocuk Oyunları ve Oyuncakları” alanı içindeki “Geleneksel Oyuncaklar ve Oyuncak Yapımcılığı” unsuruna bağlı bir alt unsur olarak, sıra numarası 570 ile İstanbul kaydıyla yer alıyor. Üç zanaat, üç ayrı kayıt, ama hepsi aynı atölyenin çatısı altında, çocuklara aynı sabırla aktarılıyor. Karagöz’ün kaydı 4.COM 13.73, ebrununki 9.COM 10.44, Eyüp oyuncakçılığınınki ise 1.008.01/34 koduyla anılıyor; üç ayrı kurumun verdiği bu kararlar aynı atölye programında bir araya geliyor. Bir çocuk atölyeye geldiğinde bu üç künyeyi tek tek bilmiyor elbette; bildiği tek şey, elindeki tasvirin ya da ebrulu davulun kendisine bir hikâye anlattığı.

Kaynaklar

Geleneksel Eyüp Oyuncakçısı

Devamını oku

Tüm yazılar →