Pzt–Cmt · 09:30–18:00Bu hafta kapalıyız (14–19 Temmuz) · 20 Temmuz Pazartesi yeniden açığızİslambey 55B · Eyüp Sultan
Geleneksel Eyüp Oyuncakçısı
Günlük / Tarih12 Temmuz 2026 · 5 dk

Dün 'Çatlak Ses', Bugün Kültürel Miras

Resimli Tarih Mecmuası'nın imzasız bir yazısı Eyüp oyuncaklarını 'çatlak bir ses' diye küçümsüyordu; bugün aynı oyuncaklar hem pedagojik değeriyle hem de SOKÜM Türkiye Ulusal Envanteri'ndeki resmî kaydıyla anılıyor.

Dün 'Çatlak Ses', Bugün Kültürel Miras

Eyüp oyuncakları her zaman bugünkü gibi sevgiyle anılmadı. 20. yüzyılın ortasında, Resimli Tarih Mecmuası’nda çıkan imzasız bir yazı bu oyuncakları neredeyse alaya alıyordu; Reşad Ekrem Koçu’nun İstanbul Ansiklopedisi’ndeki “Eyyubsultan Oyuncakları” maddesi, o yazıyı olduğu gibi kayda geçirmiş:

“Eğlendirme de ne eğlendirme idi; ya çatlak bir ses ya kırık dökük bir gürültü. Kaba saba, tesviyesiz tahtalardan yapılmış, en kötü ve göz çıkaran boya ve renklerle boyanmış bu iptidai fikir mahsullerinin çocuğa fenni, düşündürücü ve estetik bir terbiye vermesi şöyle dursun, yavrucağı gürültüsüyle sersem, elini ve avucunu da kirleterek muazzeb (rahatsız) ederdi.”

Yalçınkaya’nın aktardığı metinde bu satırların hemen ardından, oyuncağın kendisini değil onu satan seyyar esnafı hedef alan ayrı bir cümle daha geçer: “Seyyar Eyyub Oyuncakçıları istisnasız tulumbacı taslakları ile külhanbeyi döküntüleri idi.” Küçümseme burada üründen kişiye sıçrıyor; oyuncağı çirkin bulan yazar, onu satan adamı da aşağılamadan geçemiyor. Tulumbacı ve külhanbeyi, dönemin sokak tiplerine yönelik küçümseyici birer etiketti; yazar, seyyar oyuncakçıyı doğrudan bu iki grupla bir tutuyordu.

Bir küçümsemenin kökeni

Yazar için Eyüp oyuncakları, çocuğa hiçbir eğitici değer katmayan, yalnız gürültü çıkaran ucuz bir eğlenceydi. Bu satırların kaleme alındığı dönem, tesadüf değil: Eyüp’ün oyuncak esnafı da tam o yıllarda güç kaybediyor, teneke ve fabrika üretimi oyuncakların rekabeti karşısında dükkânlar birer birer kapanıyordu.

Çöküşe dışarıdan değil içeriden bakan bir teşhis de var. 2003’te Milliyet Pazar’da konuyu ele alan Ural Yalvaç, sorunu ustaların kendisinde bulur: “İşte Eyüp oyuncak ustaları sürekli aynı oyuncakları yapıp yenilik getiremedikleri için zaman içinde bütün oyuncak atölyeleri kapanmak zorunda kalmışlardır. Yani oyuncak üreticileri değişen çocuğa ayak uyduramamışlardır.” Yalçınkaya’nın aktardığı bu satırlar, dışarıdan gelen alayla ustaların kendi öz-eleştirisini yan yana koyuyor.

Bilim ne diyor

Oysa aynı oyuncaklara akademik literatür bambaşka bir gözle bakıyor. Fadime Geleş’in araştırmasına göre çekilerek yürütülen tekerlekli oyuncaklar çocuğun yürüme becerisini ve kas gelişimini destekliyor; müzikli oyuncaklar dinleme, ritim duygusu ve denge kazandırıyor. Geleş üçüncü bir grup daha sayar: “Minyatür ev eşyaları da bu amaca yönelik oyuncaklardır; beşik, havan, yayık, tel dolap, sandalye örnekleri bu çerçevede ele alınabilir.” Bu sınıflandırmanın arkasında, çocuğun kendi boyutuna uygun küçültülmüş nesnelerle yetişkin dünyasını tanımaya çalıştığı fikri yatıyor. Tosun Yalçınkaya da 2006 tarihli tebliğinde aynı noktaya varır: bu oyuncaklar mekanik ve statik tasarımlarıyla çocuğun büyüklere dair taklit yeteneğini, ince ve kalın kas gelişimini, el-göz koordinasyonunu geliştiriyor: “kim ne derse desin o zamanın eğitici oyuncakları” olmuştur (Yalçınkaya, s. 294-295).

Beyoğlu’nda bile yerli malı

Küçümsemenin tam tersini gösteren bir sahne, ithal oyuncağın en gözde olduğu yerde geçiyor. 20. yüzyıl başında Beyoğlu’nun şatafatlı oyuncakçılarından biri, İstiklal Caddesi’ndeki Çocuk Bonmarşesi’ydi; 1930’da kurulan ve yalnızca oyuncak satan bu dükkânın reyonlarında Alman malı piyadeler, denizciler ve atlı subaylar sıralanıyordu. Aynı reyonlarda yerli üretime de yer vardı. Fadime Geleş’in aktardığına göre “Tenekeden dev kelebekler, çelik çomak oyunları, hacıyatmazlar, toplar ve Eyüp işi cambazlar ise yerli malı oyuncaklardandı.” İthalatın zirvede olduğu bu dönemde bile Eyüp’ün cambazı, Çocuk Bonmarşesi’nin kendi vitrininde kendine yer buluyordu.

Bugün: ulusal miras kaydı

Aradan geçen onlarca yıl, algıyı tersine çevirdi. Eyüp oyuncakları bugün Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Somut Olmayan Kültürel Miras (SOKÜM) Türkiye Ulusal Envanteri’nde resmî olarak kayıtlı; kayıt, envanterin tam hiyerarşisi içinde yer alıyor. “Geleneksel Çocuk Oyunları ve Oyuncakları” alanının (kod 1008) altındaki “Geleneksel Oyuncaklar ve Oyuncak Yapımcılığı” unsuruna (1.008.01) bağlı bir alt unsur olarak “Eyüp Oyuncakları Yapımcılığı,” kod 1.008.01/34, sıra numarası 570 ile İstanbul kaydıyla listeleniyor. Bir zamanlar “çatlak bir ses” ve “göz çıkaran boya” ile anılan bir zanaat, bugün devletin koruma altına aldığı, sıra numarasıyla tescilli bir kültürel miras unsuru.

Elde kalan

Bu kavis, en çok atölyemizde somutlaşıyor. Oyuncak boyama atölyemizde çocuklar hâlâ aynı fırçayla, aynı sabırla bu oyuncakları boyuyor; artık göz çıkaran değil, EN71 standardına uygun su bazlı boyalarla. Elinde bir ipli topaç çeviren bir çocuk, bir zamanlar “kırık dökük bir gürültü” diye küçümsenen bir geleneğin bugünkü, tescilli hâlini yaşatıyor.

Kaynaklar

  • Koçu, Reşad Ekrem (yay.), “Eyyubsultan Oyuncakları,” İstanbul Ansiklopedisi, C. 10 (ERI-FIR), 1972, s. 5461-5462.
  • Yalçınkaya, Tosun (2006). “Eyüp Oyuncakçılığı ve Oyuncak Atölyesi,” Tarihi, Kültürü ve Sanatıyla X. Eyüpsultan Sempozyumu Tebliğleri, Eyüp Belediyesi, s. 290-295.
  • Geleş, Fadime. “İstanbul Çocuk Oyuncakçıları,” Antik Çağ’dan XXI. Yüzyıla Büyük İstanbul Tarihi, C. 4, İSAM + İBB Kültür A.Ş., 2015. https://istanbultarihi.ist/138-istanbul-cocuk-oyuncakcilari
  • Ural Yalvaç, “Eyüp Oyuncakları,” Milliyet Pazar, 24 Ağustos 2003 (akt. Yalçınkaya, 2006, s. 293).
  • SOKÜM Türkiye Ulusal Envanteri, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yaşayan Miras Genel Müdürlüğü, “Eyüp Oyuncakları Yapımcılığı,” kod 1.008.01/34.
Geleneksel Eyüp Oyuncakçısı

Devamını oku

Tüm yazılar →